Sene 1930’ların sonudur. Nazi Almanyası, kendi ülkesinde büyük bir siyasi kıyım yapmış sanatçılarının ve aydınlarının bir kısmını öldürmüş bir kısmını da sürmüş diğer devletlere karşı işgal girişimlerine başlamıştır. 1941 yılında dünyanın kamplaşması ile Naziler, müttefikleriyle birlikte komünizm korkusundan SSCB’ye doğru saldırıya başlamıştır. Haziran ayında başlayan işgal eylül ayında Almanya müttefikleri ile Ukrayna’ya girmiştir. Bazı kaynaklara göre Almanlar Kiev’e hiçbir karşı müdahaleyle karşılaşmadan girmiş; fakat bazı kaynaklara göre ise 25 Ağustos’ta başlayan işgal hareketi Kızıl Ordu ve Kievli komünistlerce çok sert bir direnişle karşılaşmış 16 Eylül’e kadar direnen güçler Almanlara karşı geri çekilmek zorunda kalmıştır.

Alman Ordusu içerisinde yer alan SS Subayları 1927 yılında kurulan ve kısa sürede Avrupa’da birçok başarılara imza atan, kupalar kazanan Dinamo Kiev takımından haberdardır. İşgal sonrası SS subayları Ukrayna’ya yerleşmiş ve kendi askerlerinden takımlar kurarak Ukrayna takımlarıyla maçlar organize etmekteydi. İşgal sonrası Dinamo Kiev takımı dağılmış çeşitli iş kollarında çalışan Kiev’in eski futbolcuları yine de birbirlerinden haberdarlardır. Ülkede yaşayan Alman vatandaşların SS komutanların yardımıyla Kievli futbolcuları tekrar bir araya getirip takım kurmalarına yardımcı olurlar. Kiev’in 8 eski futbolcusu (aralarında eski kaptan kaleci Nikolai Trusevich, Mikhail Svyridovskiy, Nikolai Karatkykih, Aleksey Klimenko, Fedir Tyutchev, Mikhail Putiştin, İvan Kuzmenko, Makar Goncharenko vardır.) ve Dinamo Lokomotif’ten üç futbolcusuyla FC Start takımını kurarlar. Almanya Ordusu Hava Kuvvetlerinin kurmuş olduğu Flakef takımı ile FC Start takımı 6 Ağustos 1942 yılında bir maç yaparlar. Maçı Kievli takım FC Start 5-1 kazanır.

Ülkede yönetimsel ve askeri bir üstünlük kuran Naziler bu maçta alınan yenilgi ile şaşkına dönerler hatta bu sonuç bir SS komutanı ve fanatik bir futbol düşkünü olan General Eberhard’ ı çıldırtır. FC Start takımı ile Flakef’in rövanş maçı yapmasını emreder. Bu maçı öyle ciddiye alır ki üst düzey Nazi komutanları ve Nazi askerleri maça çağrılır. İlk maçtan 3 gün sonra 9 Ağustos 1942’de Zenit stadında rövanş maçı yapılmasına karar verilir. Maça Kievli seyirciler de alınır. Fakat stadyumda çoğunlukta olan Alman askerleridir. Maça hakem olarak bir SS subayı atanır. Kievliler, Nazi işgalinde olan ülkelerini temsil eden FC Start takımının faşizme karşı Bolşeviklerin sahadaki direnişi olarak görmektedir. Almanlara karşı duyulan öfkenin bir dışavurumudur bu maç.

İki takım sahanın ortasında seremoni için dizilirler. Almanların üzerinde özenle hazırlanmış yazlık formaları, Ukraynalıların üzerinde ise soğuk kış günlerinde oynadıkları yün formaları vardır. Seremonide Alman futbolcular Hitler selamıyla (Heil Hitler) Alman askerlerini selamlarken tüm gözler FC Start takımının futbolcularındadır. Çünkü maçtan önce General Eberhard Kievli oyunculara halkı bizim gibi selamlayın uyarısında bulunmuştur. FC Start takımı Ukraynalı seyircilere dönerek Sovyet bağlılığını simgeleyen “Fizcuthura” selamını verir. Bu selamla birlikte takım Alman faşizmine sahada da direneceğinin sinyalini vermiş olur. Maç başlar. Alman takımı, hakem yardımı ve sert bir oyunla Kievli oyunculara üstünlük kurar. İlk gollerini Kiev’in takım kaptanı Trusevich’i bayıltarak atarlar. Baygınlık bir süre devam eder. Alman takımının yedek kulübesinde ikinci bir takım olmasına rağmen, FC Start takımının kulübesinde teknik direktör dışında oyuncu yoktur. Kaptan bir süre sonra kendisine gelir. Almanların sert, faullü futbolu maç boyunca devam eder, fakat takım bu maçı ölüm kalım maçı olarak gördüklerinden pek aldırış etmezler. Yedikleri golden sonra Kievliler ceza sahasına sokulmasalar da 30 metreden attıkları golle skoru 1-1’e getirirler. Almanlar şaşkın Ukraynalılar umutludur. Maçın ilk devresinde FC Start takımı soyunma odasına Almanların tüm hile, hurdasına rağmen 3-1 önde giderler.

Soyunma odasında büyük bir mutluluk vardır. Nazi ordusu tarafından ülkelerindeki direnişe sahada SS subaylarına, stadı dolduran Nazi komutanlarına ve askerlerine karşı da bir direniş vardır. Bir süre sonra soyunma odasına askerleriyle birlikte yüksek rütbeli bir SS subayı girer. Bir süre oyuncuları süzdükten sonra şöyle konuşur: “Güzel oynuyorsunuz, fakat kazanmayı aklınızdan bile geçirmeyin.” ve sonra çıkıp gider. Soyunma odasını bir anda sessizlik bürümüş, herkes birbirine bakmaktadır. Bu sessizliği kaleci kaptan Trusevich’in duygusal ve kararlı sesi yırtar ve o meşhur cümleyi kurar : “Bazı şeyler ölmeye değer!” Takım ateşlenmiş ve karar verilmiştir. Takımın birçok oyuncusu Bolşevik Parti üyesidir ve Nazilerin işgaline karşı sahada da teslim olmayacaklardır.

İkinci yarı gergin başlar. Alman askerlerinin tüfekleri seyircilere ve Kievli oyunculara dönüktür. Özellikle kaptan kaleci Trusevich sürekli taciz edilir. 2. Devre çok ilginç olaylara da sahne olur. Bu olayları o yıllarda 10 yaşında seyirci olarak izleyen ve gelecekte de Dinamo Kiev’de top koşturacak olan Vladimir Mayevski şöyle anlatır: “Kenardaki askerler kalecimizi sürekli taciz eder, hatta bir kaçı sahaya girip tekme bile atar. Fakat en ağır tacizi savunma oyuncumuz ve takımın en genci “Altın Çocuk” lakaplı Klimenko yaşar. Bunun nedeni de Klimenko ayağındaki topla defanstan başlayıp alman oyuncularının çoğunu ipe dizerek Alman kaleci ile karşı karşıya kalır onu da çalımlar ve topla birlikte gol çizgisinin önünde bekler sonra yüzüne muzip bir gülümseme takınıp gol atmadan topu orta sahaya doğru gönderir.”… Seyirciler bu hareketten sonra coşmuştur. Almanlar aşağılanmanın etkisiyle kudurmuştur. Seyircilerde ve askerlerde bir hareketlenme başlamıştır. Maç 5-3 Fc Start takımının üstünlüğü ile biter. Halkın galibiyet coşkusuyla isyan etmesinden korkan General, Fc Start takımının oyuncularını stattan ayrılmasına izin verir. Maçtan bir hafta sonra oyuncular Gestapo subayları tarafından tutuklanarak ölüm kamplarının en korkuncu olan Siretz’e gönderilir. Takım oyuncuları, Siretz’e gitmemek için kaçma girişiminde bulunan Alexey Tkachenkoy’u yitirirler. Kampta her türlü işkenceden geçirirler. Ülkedeki birçok ayaklanma ve buna benzer olaylar üzerlerine yıkılmak istenir. Kievli oyuncular sahada olduğu kadar işkencede de inatçı çıkarlar ve suçlamaları kabul etmezler. En sadist işkencecilere karşı çözülmezler. Kamp yakınında bir askeri aracın bombalanması olayında Gestapo komutanı öç almak için takımı sıraya dizer. Tarih 24 Şubat 1943’ü göstermektedir. Takım tek sıra dizilir ve sıra başından her üçüncü kişi kurşuna dizilerek idam edilir. İlk kurşun büyük golcü Ivan Kuzmenko’nun başına sıkılır. Sonra “Altın Çocuk” lakaplı Aleksey Klimenko idam edilir. Sıranın kendisine geldiğini gören takım kaptanı kaleci Nikolai Tresevich: “Kızıl sporu asla durduramayacaksınız” diye bağırır ve bir süre sonra cansız bedeni kanlar içinde yere düşer. Yere düştüğünde kaptanın üzerinde 9 Ağustos 1942’deki ölüm maçı sırasında sahaya çıktığı yünlü forma vardır.

Yaşanmış bu olay 1981 yılında John Huston’un yönetmenliğinde Pele, Sylvester Stallone, Michael Caine’nin oynadığı Zafere Kaçış adlı filmle beyaz perdeye taşınmıştı.

Uğur G. (Oblomov)

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here