“Ülkesinin insanlarının sorumsuzluğu yüzünden bir ülkenin komünist olmasına seyirci kalamayız. Meseleler, Şilili seçmenlerin kararına bırakılamayacak kadar önemlidir.” 

— Henry Kissinger, ABD Başkanı Nixon’un Ulusal Güvenlik Danışmanı 

1973 yılının Eylül ayında CIA destekli Pinochet yönetimindeki ordu, Şili’de kanlı bir darbe yapar. Seçimle yönetime gelmiş Sosyalist Allende’nin de içinde bulunduğu Başkanlık Sarayı sabah saatlerinde hava kuvvetleri tarafından bombalanır. Salvador Allende bu darbeye teslim olmaz ve  elindeki otomatik tüfekle (bu tüfek, 1971 yılında Şili’yi ziyaret eden Küba Devlet Başanı Fidel Castro tarafından kendisine hediye edilmiştir) La Moneda’da (Başkanlık Sarayı) darbecilere karşı son nefesine kadar direnir. Salvador Allende’nin ölümünden sonra Pinochet yönetimindeki darbeciler anayasayı geçersiz kılar ve askeri bir diktatörlük kurarak Şili’de sürek avı başlatır. Sendikacıları, sol partilerin bir araya gelerek kurduğu Unidad Popular’ın (Halk Birliği) üye ve sempatizanlarını tutuklar. Tutuklanan 40.000’den fazla kişi 1962 yılında Dünya Kupasına ev sahipliği yapmış Estadio Nacional’a (Şili Ulusal Stadyumu) getirilir. Tesisin yeşil çimleri, soyunma odaları, tuvaletleri sorgulamalar ve işkenceler için kullanılır.

”Estadio Nacional’un veledromunun soyunma odasında üç kez sorgulandım ve işkence gördüm. Gözlerimi bağladılar, bütün vücuduma vurdular ve bana karımla çocuklarımı bir daha görmeyeceğimi, onlara karşı şiddet uyguladıklarını söylediler. En küçük çocuğum 3 yaşındaydı. Ayaktaydım, bana vuruyorlardı, ellerinin tersiyle nefesimi kestiler, beni kusacak hale getirdiler. Bana elektrik vererek işkence işkence yaptılar. Elleriyle korkunç şekilde kulaklarımın üzerine vuruyorlardı.” [*]
“Hamileydim ve bir grup asker tarafından işkence gördüm, tecavüze ve cinsel tacize uğradım.” [**]

Şili’de gerçekleşen darbede Faşist generaller binlerce Allende yanlısını gördükleri yerde infaz ederler. Bir çok tutuklu işkence görür, tecavüze uğrar ve sakat bırakılır. Katledilenler arasında 1932 yılının Eylül ayında doğmuş, hayatı ve müziği ülkesinin aynası olmuş Victor Jara’da vardır. Komünist sanatçı Şili’de bir süre tiyatro yönetmenliği yapar aynı zamanda müzikle de uğraşan Jara bir süre sonra sadece müziğe yönelir. 1966 yılında ilk albümünü çıkartan Victor Jara, Estadio Nacional’de katledilene kadar ezgileri sokaklarda, okullarda, fabrikalarda ezilenlerin hikayeleri ile yankılanır. Darbenin ilk günlerinde eğitmenlik yaptığı akademiden alınır Jara. Binlerce tutukluyla stadyuma getirtilir ve bir çok yoldaşıyla beraber işkencelere maruz kalır. Victor Jara gitarıyla kırmızıya bezenen çimlerin üzerinde Unidad Popular (Venceremos) marşını çalıp söylemektedir. Darbeci subay Victor Jara’nın yanına gelir öne gitarı sonra da bir daha gitar çalamaması için ellerini kırar. Acıya aldırmaz ve Venceremos’u söylemeye devam eder.

Şili’deki Pravda muhabiri Vladimir Çernisev, Jara’nın son anlarını şöyle anlatıyor:

Víctor Jara dudaklarında şarkıyla öldü. Onu yanından hiç ayırmadığı yoldaşı, gitarıyla birlikte stadyuma getirdiler. Ve şarkı söylemeye başladı. Öbür tutuklular, gardiyanların ateş açma tehdidine rağmen melodiye eşlik etmeye başladılar. Sonra bir subayın emri ile askerler Víctor’un ellerini kırdılar. Artık gitar çalmıyordu, ama zayıf bir sesle şarkı söylemeyi sürdürdü. Bir dipçikle kafasını parçaladılar ve diğer tutuklulara ibret olsun diye ellerini kesip tribünlerin önüne astılar.

Victor Jara da dahil binlerce tutuklunun son nefesini verdiği Estadio Nacional, darbeden sadece iki ay sonra 1973 yılının Kasım ayında 1974 Fifa Dünya Kupası Elemelerine ev sahipliği yapar. Şili’nin rakibi 26 Eylül 1973’de ilk maçta 0-0 berabere kaldığı Sovyetler Birliği’dir. İkinci maç işkencelerin, idamların yapıldığı Estadio Nacional’de (Şili Ulusal Stadyumu) oynanacaktır. Sovyetler Birliği, Şili’de gerçekleşen darbeden, stadyumda yaşanan ölümlerden kaynaklı ikinci maçı Şili’de başka bir yerde oynamak için Fifa’ya başvurur. Fifa Sovyetler Birliği’nin talebini reddeder. Olumsuz yanıt alan Sovyetler kan kokan bir stadda maça çıkmayı reddeder. Maç 21 Kasım 1973’de Şili takımının tek başına sahaya çıkması ve hakemin düdüğünü çalmasıyla başlar. Maçın en ilginç olaylarından biri sadece Sovyetler Birliği’nin maça çıkmaması değildir. Şili Ulusal takımı başlama düdüğüyle tek bir kişi dışında rakip takımın sahasına paslaşa paslaşa gider ve Sovyet takımının boş kalesine topu gönderir. Takımın tek koşmayan hatta maça bile çıkmak istemeyen oyuncusu, Colo Colo takımının efsanevi göbekli forveti Carlos Caszely’dir. Bu maçta onurlu bir duruş sergileyerek Şili halkının acısını paylaştığını belli eder. Tarih böylesi onurlu duruşun yanında tarihin en iğrenç aynı zamanda onursuz golüne imza atan ve sonra Faşist Cuntacı Pinochet’e giderek selam çakan Francisco Valdes adlı oyuncuyu da yazar.

Şili halkını derinden sarsan, 40.000 kişiyi katleden darbeyle ve 17 yıl boyunca ülkeyi Faşist Diktatörlükle yöneten Pinochet, 2006’da ev hapsindeyken kalp krizi geçirerek ölür tarihe katil olarak adını yazdırır. 2003 yılının Eylül ayında Estadio Nacional Stadyumunun adı da katledilmesinin 30. yıl dönümünde Estadio Victor Jara olarak değiştirilir.

* Comisión Nacional de Prisión Política y Tortura“’nın nihai raporu, 2005, S. 227 
** Comisión Nacional de Prisión Política y Tortura“’nın sonuç raporu, 2005, S. 243

Uğur G. (Oblomov)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here