Adana Demirspor’a olan bağlılığımız galibiyete, başarıya endeksli değil. Lig sıralamasında kaçıncı olduğumuzun önemi yok. Kümeye düşebiliriz, play off oynayabiliriz, süper lige çıkabiliriz. Şikeden geçilmeyen bir lig, bakanı olanın yükseldiği, bağımlı olan kulüplerin ranta çevrildiği, arsada değil kara borsada oynanan, masa başında kafaya dönülen lanet bir lig bizimkisi! Sonuç her ne olursa olsun, önemli olan tribünde kalanlardır!

Eskişehire doğru kilometreleri aşarken aklımızda galibiyet yoktu. Adana Demirspor’a inanmadığımızdan değil, galibiyet için sevmediğimizden. Tribünün bir ömür, bir emek, bir sevda olduğunu hiçbir zaman unutmadık. Galibiyet değildir sizi armaya bağlayan, kupalar değildir. Onlarca, yüzlerce veya binlerce kişilik koroyla söylenen bestelerdir. Birlikte üretilen bestelerdir, pankart boyamaktır. Bazen haksızlığa karşı omuz omuza kavga vermektir. Davulun ritmiyle çıldırmaktır, henüz beste başlamadan ilk alkışı çalmaktır. Tribünde 90 dakika alınteri akıtmaktır! Futbolcudan formasını terletmesini isterken, formanı tribünde terletmektir.

İşte bu yüzdendir sevdamız, takımımızı kuran işçilerle yaptığımız yaşam birliğidir, tribünde paylaştığımız kardeşliktir, bir ailedir.


Kupalar gelir geçer, liglerin adı değişir, değişmeyen tek şey ailedir!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here