Merhaba, aslında bizim bu röportajı gerçekleştirme sebebimiz size verdiğimiz değerle alakalı. Sonuçta tribünde işçi de var, doktor da. Ama onlar tribünde taraftar olarak bulunuyorlar, mesleklerini icra etmiyorlar. Sizi böyle bir mücadeleye iten, bu alanda çalışma yapmaya sevk eden şey nedir? Bir de şunu sormak istiyorum. Gerek kulüpler gerekse TFF taraftarlara yeni uygulamalarla ilgili bilgi vermiyor. Yani, taraftarın işine yarayacak bilgi verilmiyor. Bilmemizi istedikleri kadarını veriyorlar.

Aynen öyle, ya da uygulamak istedikleri kadarını paylaşıyorlar. Çünkü paydaşlar çok kuvvetli. Velhasıl aslında senin sorunla bağlayacağım. Beni bu tip bir çalışma yapmaya iten şey aslında bu, hepimizin ortak dertleri. Bu sorulara cevap aramak bir yandan… Gerçekten hukuki altyapısı olup olmadığını görmek, varsa nerde yazıyor… Bu bir ilgiydi. Ben kendim, eski yüzücüyüm. Edirne’de yaşıyordum üniversiteye gelene kadar.

– Siz hangi üniversiteye gitmiştiniz?

İstanbul Ticaret Üniversitesin Hukuk Fakültesinde okudum. Ondan sonra Galatasaray Üniversitesinde yüksek lisans yaptım. Ama hukukta yapmadım, Uluslar arası İlişkiler Anabilim Dalında yaptım. Ama bu yüksek lisansa girmeden önce Spor Hukuku ile ilgili yüksek lisans yapmayı denedim. Türkiye’de, dolayısıyla İstanbul’da beş kişi toplanamadığı için yüksek lisans programı açılmadı. Neyse dedim ben yine de inadım inat… Başka bir alanda yapsam bile, Spor Hukukuyla alakalı bir çalışmayla bu yüksek lisansı bitireceğim diye daha mülakatta söylemiştim. Ona göre kabul aldım okuldan. O sıralarda bu bir fikirdi. Bunu sevip sevmeyeceğimi bilmiyordum. Aslında bu benim de Spor Hukukçusu olamama hikâyem. Yüksek lisans yapmak istedim yapamadım… Beşiktaşlıyım, Beşiktaş’ta çalışmak istedim bir şekilde olmadı. Tam benim en ilgilendiğim dönemler 2011 yılıydı, şike daha patlamamıştı, daha ortada bölüşülmesi gereken bir pasta yoktu. Ve o zaman bir fikir olarak bakılıyordu. Bilim olan, doktrini olan, bilimsel görüşlerin çarpıştığı bir alan değildi, hala değil zaten. 2011 yılında, Mayıs ayında TFF’nin lisanslı futbolcu temsilciliği, yani menajerlik sınavına girdim. O sınavda şike patladı, sınavımız iptal oldu. Ben de şunun derdindeyim, bu sınava girdiğiniz zaman Federasyon size bütün statü ve talimatları gönderiyor. Tam böyle, overlokçu ayağına geldi. Bütün ödevleri, çalışman gereken şeyleri biliyorsun. Çünkü kitabı yok, hocası yok. Sonra bir süre bu alana dair iş aradım ama yok yani, böyle bir ofis yok. Gerçekten aslında tanıdık usulüyle ilerleyen bir durum. Zaten bir iki isim var, biri rahmetli Kısmet Erkiner, bir de Türker Arslan; zaten CAS’ta hakem olabilmiş meslektaşlarımız. Onun dışında da herkes denk geldikçe iş yapan ya da yine kamuoyundaki algı yönetiminden yararlanarak spor hukukçusu diye hitap edilen meslektaşlar… Gerçekten yapan az kişi var. 10 kişiyi geçmez şu an, gerçekten bir spor kulübünün uyuşmazlığını çözen sayımız. Dolayısıyla bu iş bilim değilken ben yüksek lisanstaki çalışmamı da genişleterek bir tan kitap yazmış oldum, aslında bunu öğrenmek için yazdım.

-Şimdi yazdığınız bir kitap daha var.

Evet. Şimdi hukuk kitabı olmayan, ama yine spor hukuku üzerine daha serbest bir kitap yazmaya başladım. Biraz kendi hikâyemi de aslında anlatma fırsatım oldu. Hem de bu çerçevede ben bunları yaşarken spor ve hukuk bana hangi soruları sordurdu, o soruları okuyucuyla paylaşmak gibi bir hayalim var, şimdi böyle bir çalışmaya başladım. Onun dışında kendimle ilgili bir Youtube kanalı var. Ordan bazı sorulara cevap bulmaya çalışıyorum. Orda kendi dilimle kendi tarzımla anlatmaya çalışıyorum meseleleri. Onun dışında sizinle de o videolardan biri sayesinde tanıştık. Bizde Adana Demir’i çok seviyoruz. Kullandığı dille, dertlendiği şeyle, Türkçesiyle, o kadar önemli ki… Siz de bir ilham kaynağısınız, bir nefes alma biçimisiniz. İyi ki varsınız.

Demirsporla ne zaman tanıştınız, Demirspor dendiğinde aklınıza ne geliyor?

Her şeyden önce çok güzel bir duruş, duruşunu tarif etmeyen, olaylara bakışını yaptığı şeylerle tarif eden bir kültür aklıma geliyor. O zaten çok kuvvetli ve çok iç ısıtan bir şey. Gerçekten ilham veren bir şey… O yüzden hep ayrı bir yer vardı. Sonra da bu somut olay üzerinden… Tribünden bir özür bile gelmiyor, neler neler yaşıyoruz. Hukukta kötü örnek emsal teşkil etmez, suimisal emal olmaz, çok bahsetmiyorum normalde. Tribünlerde şişme bebek olayları oluyor, daha kötü pankart meseleleri oluyor. Tabii bunları eleştirmek normal ama ben biraz göstermeden eleştirmeye gayret ediyorum. Bunun yanında gerçekten sesini çıkaran, buna dertlenen bir tribün hareketini bir kez daha o sıcak olayda görünce, buna bir selam çakmadan geçmek olmayacak dedim. Herkesin görüldüğünü ve anlaşıldığını bilmeye de ihtiyacı var.

Bir iki hafta oldu sanırım, bir spor zirvesi toplandı. Demirören’in, Gümüşdağ’ın bazı açıklamaları oldu. Demirören “evet” diyen bir Türkiye’ye uyanmak istediğini söyledi…

Evet… Hayır demek için tek sebep o bile gösterilebilir bu saatten sonra. (Gülüşmeler)

Biz de internet sitemizde bununla ilgili bir yazı yayınladık. Eleştirmeye değer bir şey yoktu aslında, biz sadece onların söylediğini tekrar edip kamuoyuna duyurmaya çalıştık. Sizin bu futbol zirvesiyle ilgili söylemek istediğiniz ne var? Futbol zirvesi deniyor ama taraftar grubu davet edilmemiş, alt liglerden katılım yok, futbolcuların bile çok az bir kısmı, sosyal medyadan “evet” diyeceğini açıklayan futbolcular davet edilmiş. Bu nasıl bir futbol zirvesi?

Aynı şekilde bakıyorum. Ben bu futbol zirvesi denen ihtişamlı organizasyonun geçen seneki zirvesine katılmıştım. Deneyimleme şansım olmuştu. Tabii geçen sene devlet erkânından çok katılım olmadığı için böyle selfie çekme yarışları, benim I-phone’um daha iyi çekiyor gibi müsabakalar olmamıştı. Biraz daha seminer dinlemeye gelen bir kitle vardı. Geçen seneki gerçek seminerleri dinleme oranı çok daha fazlaydı. Ama benim oraya girişim çok zor oldu. Sizin kim olduğunuz, nerden geldiğiniz, hangi referansla girmeye çalıştığınız çok büyük bir konu oluyor. Ben de bir gazeteci arkadaşım sayesinde girdim. Geçen sene de bu sene olduğu gibi Bundesliga’dan bir yönetici vardı. Kulüp modellerini, mali sistemleri anlattı. Yabancı misafirlerin dışında geçen sene en iyi konuşan Turkcell Ceo’suydu. Öyle söyleyeyim, sen anla futbol zirvesini. Kendi anımı anlatmanın dışında değerlendirmeye değer bir şey bulamıyorum. Umarım gerçekten, bir gün senin de açtığın gibi ilgilileriyle işler çözülmeye çalışılır. Bu hiç katılımcı bir yönetim, katılımcı bir model değil tabii ki. Bırakın katılımcıyı, zaten orda bir siyasi propagandaya maruz kaldık. Ordan “hayır” açıklaması yapılsa da aynı şeyi düşünürdüm. Ne için toplanıyorsunuz orada, derdiniz ne, hangi sorunu çözmek için toplanıyorsunuz? Onun yerine akşam yemeği yiyin. Boş yere La Liga’dan, Uefa’dan birilerini çağırmaya gerek yok. Görüyoruz çok büyük masalar var Ankara’da, onlarda yemek yenebilir diye düşünüyorum.

Bol bol teşekkür ettiler BeIn Sports’a. Bir de sık sık tekrar ettikleri şey futbolun onların liderliğinde ne kadar geliştiğiydi.

Buna dair bir istatistik şu ana kadar görmedim ben.

Yıldırım Demirören tribünlerdeki anlık azalmayı, gelecekteki artışın habercisi bir istatistik olarak paylaştı.

Falcıya mı gitmiş acaba? Bu bir istatistik değil, bir temenni.

6222 ile olumsuz taraftar profilini stadlardan uzaklaştırdıklarını, artık stadyumları bir aile eğlence yeri haline getirdiklerini söyledi. 6222 gerçekten sporda şiddetin önüne geçebilir mi? Veya ikisi paralel olduğu için beraber sorayım. Passolig kalkarsa futbol özgürleşebilir mi?

6222 veya bunun adı her ne olacaksa fark etmez. Holiganla futbol sevdalısı bir insanın ayrılması şart. Keşke bunu başarabilsek. Böyle bir derdin arkasındayım. Ama yöntem olarak, konuşmanın başında da ondan bahsetmeye çalışmıştım, hiçbir ayrıntıyı paylaşmadan… Siz kişisel hak ve özgürlükleri kısıtladınız, siz insanları zorla bir banka müşterisi yapmaya çalıştınız, siz çektiğiniz reklamda bile özdenetim esaslarına aykırı davrandınız… Bu yöntemle ne yazık ki olmaz. Bu yetmiyor. Hukukçu olarak yasaya bakıyorsunuz, yasanın bir derdi, amacı olur. Daha ilk sınıfta öğretilir. Kanun özüyle ve sözüyle uygulanır. Bakıyorum 6222 neyi dert ediniyor, şunları yaparsan şiddet içerir ve seni cezalandırırım. Fakat günümüzde Passolig çıktı ve şu an talimatların birbirinden haberi yok. Passolig’in çıktığından 6222’nin haberi yok, Futbol Disiplin Talimatının haberi yok. Belki tanısalar sevecekler ben de bilmiyorum. Ben artık yasal düzenlemeler arasında çöpçatanlık yapmayı falan düşünmeye başladım. İş ona vardı. Çünkü artık gelmediğin maçtan ceza yemeye başlıyorsun. Daha stada ayak basmamışsın peşinen cezalısın, gelsen zaten cezalısın. Zaten kredi kartı almış gibi hissediyorsunuz kendinizi. Fırsatlar, mailler, mesajlar… Bildiğiniz tüketici toplumun meselesini orda da görüyorsunuz. Futbol onun sadece bir aracı olmuş. Hiçbir şubesini görmediğimiz bir banka üzerinden Passolig sahibi ettirilmeye çalışıldık. Bu kültürümüzü de çok etkiledi. Artık baba-kız baba-oğul maça gidelim diye gelişigüzel bir plan yapamıyorsunuz. Yoksa tabii ki, tekrar söylüyorum, tribündeki holiganla oyunu izlemeye ve güzelleştirmeye gelen en güzel unsur tribünde olmalı. Deplasmanına gitmeli, gelmeli. Sporu izlemek bir hak. Bu çerçevede bakmak lazım. Temel prensipler bizde hiçbir hukuki düzenlemede oturmadığı için, bunların böyle olması hiç şaşırtıcı değil. Topyekun bir değişiklik olmadığı sürece bunun düzeleceğine dair bir umudum da yok. Dediğim gibi daha yasal düzenlemelerin birbirinden haberi yok.

Peki Son olarak pratik bir soru sormak istiyorum. Polis bizi staddan aldı, karakola götürdü. Hukuki süreç nedir? Her hafta karakola gidip imza atma zorunluluğunun hukuki dayanağı var mıdır?

Evet var. Ama taraftarlık öyle bir şey ki artık sadece hukuki düzenleme yaparak içinden çıkamayacağımız bir dünyada yaşıyoruz. Bu dayanak onun uygulanabileceği anlamına geliyor. Hem sporda hem politikada temel prensipler önemli. Hukuk bir bütün. Bunu tekrar tekrar hatırlatmak lazım. Tek bir yasal düzenlemeyle bunları halledemeyiz. İnsanların inanç ve isteklerini ortaya koymaları gerekiyor. Sorun diye addettiğimiz şeyleri dertlenen bir devlet yönetimine ihtiyacımız var. Bunlar biraz da sosyal bilimler tarafından düşünülmesi gereken şeyler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here